ya hızlı yaşamaya başlayacağım upuzun bir zaman sonra..
ya da öyle bir çekileceğim ki kabuğuma..
ağır basacak bir taraf ama, yakında göreceğiz =/
私の歌
10 Aralık 2009 Perşembe
9 Aralık 2009 Çarşamba
nefes almaya çabalıyorum...
Ben hep yazardım eskiden. ne zaman moralim bozuk olsa, ne zaman mutlu olsam, ne olsa içimi döker, rahatlardım. ama artık onu bile yapamıyorum.ne değişti hayatımda bu kadar? büyüyor olmak mı? hayır, bikaç yıl önceydi o.. peki ama ne?
kendime anlatamıyorum ki derdimi. içimde bi huzursuzluk, nefes almama bile engel oluyor artık. ben kaçtıkça kendimden, o huzursuzluk büyüyüp kocaman oluyor. o kadar da cok yakıyor canımı.
en son yazın böyle titreyerek ağlamıştım. en son o zaman sesim kısılmıştı bağırmaktan. ama yine de şimdiki kadar çaresiz hissetmemiştim. uğruna herseyi göze aldığım şu okul, şu japonca, sadece ruhumu daraltıyor artık. aynı yüzler, aynı sesler, aynı sınıflar, sıralar...
beraberlikler mi? evet bu da diğer parça. bir türlü aradığımı bulamamanın verdiği mutsuzluk.
aşık olup (çoğu zaman oldum zannedip), bir anda her şeyin özelliğini yitirmesi. ve en kötüsü de, gözden çıkarıvermem herşeyi bir çırpıda. bu konuda yazacak o kadar çok şey var ki nereden başlasam acaba diye düşünürken bile midemde garip bi yanma hissediyorum.
gecen yıl da mutsuz olduğumdan yakınır dururdum ama hayatımda kimse yokken bu kadar canım yanmıyordu. kafama göre eğlenir, evime gelir, huzurlu bi şekilde uyurdum. üzülsem bile yalnız üzülmek daha anlamlıydı sanırım şu anla kıyaslayınca. ya ben ne yaptım, ne oldu da böyle saçmaladı hayatım? belki bi işe yarar da mutlu olurum diye insanlara yeniden yaklaşmaya başlamanın cezası mı bu? eskiden de yaşardım birileriyle bir şeyler ama en azından her şeyi mahveden karşı taraf olurdu ve ben suçluluk duymazdım. şimdi öyle lanet bi hal aldı ki olup bitenler. canımı yine yakıyorlar, bu kısmı aynı, ama ben kendimi tanıyamıyorum! sanırım bu en büyük problem. çözmek için uğraştıkça başa dönmem de ekstrası.
yine kapatmam mı gerekiyor kendimi? çok mu mutluydu herkes ben cool kız modunda takılırken? maskemi takma zamanım mı geldi? her daim mutlu (!), kimseye ihtiyacı olmayan Didem...
off... problemler teker teker gelse de biraz nefes alsam diyorum! işte, yazamıyorum artık demiştim, öyle de oldu, içimde kaldı yine her şey. ne yapabilirim ki...
nefes almaya çabalıyorum...
5 Kasım 2009 Perşembe
reborn
huzur dolusu bir nefes.. ve bir daha..
yüzümde kocaman bir gülümseme var (:
hayatın sevimli yanlarını görmeyi başabildiğim zamanlarda hep böyle olur..
hiçbir duygunun aşırısını yaşamıyor olmak yenilenmiş hissettiriyor..
uyumadan önce karalayasım geldi sadece, お休み。。。
6 Eylül 2009 Pazar
bodrum modrum...
Koca bir tatili ne haltlar ederek yedim gerçekten ufak fikrim yok :/
her yıl olduğu gibi geçtiğimiz okul yılı da birbirini takip eden bunalımlar, sıkıntılar, kasvetler, buhranlar silsilesi içinde geldi, geçti.. geçene kadar neler çektim, onu ayrı bir konu olarak ele almayı düşünüyorum :) final dönemi gecenin bir körüne kadar, elimde kahvem, esneye esneye tv izlediğim akşamlarda hep tatili hayal ettim.. 4 aya yakın bir süre sadece istediğimi yapacak olmanın verdiği mutluluk bile bir başkaydı.. japonların o sahte gülücükler saçan yüzlerinden uzakta, her hafta bilmemkaç tane kanji ezberlemek zorunda kalmayacak ve istediğim saatte uyuyup istediğim saatte uyanabilecektim.. öyle de oldu.. ama bu kadar da monoton olsun istememiştim ki!
sabah (!) kalk, bişeyler atıştır, bilgisayarın başına otur, yat, kalk, ye, iç, s*ç.. .. ..
'bodrum gibi bierde nası sıkılıyosuuuun o.O ' sorusundan da gına geldi, burdan sesimi duyurmak istiyorum. bir daha sormayınız please! evet, sıkıldım; yine olsa yine sıkılırım!
eh, bitiyor tatil. ne geçti elime? karaciğerim bir parça daha hırpalandı :D biraz kilo verdim. japoncayı unuttum. mutluluk haplarına başladım.
her yıl olduğu gibi geçtiğimiz okul yılı da birbirini takip eden bunalımlar, sıkıntılar, kasvetler, buhranlar silsilesi içinde geldi, geçti.. geçene kadar neler çektim, onu ayrı bir konu olarak ele almayı düşünüyorum :) final dönemi gecenin bir körüne kadar, elimde kahvem, esneye esneye tv izlediğim akşamlarda hep tatili hayal ettim.. 4 aya yakın bir süre sadece istediğimi yapacak olmanın verdiği mutluluk bile bir başkaydı.. japonların o sahte gülücükler saçan yüzlerinden uzakta, her hafta bilmemkaç tane kanji ezberlemek zorunda kalmayacak ve istediğim saatte uyuyup istediğim saatte uyanabilecektim.. öyle de oldu.. ama bu kadar da monoton olsun istememiştim ki!
sabah (!) kalk, bişeyler atıştır, bilgisayarın başına otur, yat, kalk, ye, iç, s*ç.. .. ..
'bodrum gibi bierde nası sıkılıyosuuuun o.O ' sorusundan da gına geldi, burdan sesimi duyurmak istiyorum. bir daha sormayınız please! evet, sıkıldım; yine olsa yine sıkılırım!
eh, bitiyor tatil. ne geçti elime? karaciğerim bir parça daha hırpalandı :D biraz kilo verdim. japoncayı unuttum. mutluluk haplarına başladım.
budur!
lanet şehire dönüş zamanı geliyor. kabus gibi günler başlayacak. sabah 9:10 derslerini 'çok geç' olduğu için hevesle bekleyeceğim, onun dışındaki sabahlar 7'de uyanıp 2. derse doğru kendime geleceğim, kantinde çay-pohaça seremonileri.. vs.. ders bitecek, 'ulan bu gün çalışıyorum, harbiden!' diyeceğim, ama gecenin ilerleyen saatlerinde interneti kapatıp yatarken ertesi..ertesi..ertesi güne erteleyeceğim.
ev arkadaşım, canım Serap'ım haftada 2 gün eve uğrarsa kendimi mutlu hissedeceğim :P üşüyüp hasta olacağım, canım sıkılacak, kimseyi bulamayıp daralacağım.
süper (!)
servis yapsınlar Bodrum'dan Çanakkale'ye.. uçak alsın annem bana.. ya da robot bir ev arkadaşı bulayım.. sevdiğim biri olsun yanımda..
gökten kemik yağmaya başlar ise, gerçekten şaşırmayacağım!
tatilin son damlaları efendim.. geçmiş ve de afiyet olsun bana :)
süper (!)
servis yapsınlar Bodrum'dan Çanakkale'ye.. uçak alsın annem bana.. ya da robot bir ev arkadaşı bulayım.. sevdiğim biri olsun yanımda..
gökten kemik yağmaya başlar ise, gerçekten şaşırmayacağım!
tatilin son damlaları efendim.. geçmiş ve de afiyet olsun bana :)
yazabiliyorum (:
Günlük tutmaktan ne kadar farklıymış burada birşeyler yazıp çizmek.. 3 kez başlık, 2 kez de fotoğraf değiştirdim ama yine de tatmin olduğumu söyleyemem.. sanırım okuyanın yalnızca ben olmayacağımı bilmek biraz frenliyor (:burada ne pastel renkli sayfalar var, ne de minyatür kilitler.. kimsenin okumaması gereken o çok özel(!) konular ve 15 yaş anlatımındaki doğal tadı yakalayabilecek miyim emin değilim.. ama en az orada yazanlar kadar 'ben'imle dolu olacak bu blog eminim..
bu denli ciddi bir giriş yaptığım için kendime şaşırarak, yeni bir konu düşünmek üzere uzaklaşıyorum.. hoşgeldim *_*
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)